Skip to main content

Özgür doğaçlama müziğin performans sırasında yaratılmasıdır. Derek Bailey, AMM grubu gibi bu müziğin ilk pratisyenleri, geleneksel anlamda, melodi armoni ve ritim olmadan doğaçlarlar. Sesler arasında hiyerarşi olmadığı gibi, çalgıcılar arasında da hiyerarşi yoktur. Kolektif doğaçlamada kimse solo çalmaz ve herkes solo çalar. Eddie Prévost’a göre doğaçlamada müzisyenler arasındaki ilişkiler diyalojiktir  Bir partisyona bağlı kalınmadığı için, çalınan müzik çalgıcılar arasındaki, soru-cevap, kontrpuntal, paralel, kontrast gibi doğaçlamada karşılıklı etkileşim tekniklerinden oluşur. Burada “partisyon” bir bakıma diğer müzisyenlerdir.

Cazın ve çağdaş müziğin 1960’larda kesiştiği noktada bu iki müziğin sentezi olarak özgür doğaçlama doğar. Bu sentez, varoluşçluk tanımına göre özgürleşme sürecinin ve anarşizm tanımına göre hiyerarşisizleşme sürecinin bir sonucudur. Ama problem şudur: özgür doğaçlama tamamiyle özgür müdür? Kendi antitezini yaratacak mıdır yoksa yaratmış mıdır?

Özgür doğaçlama, kolektif icrada, salt bir müzik yapma biçimi olmanın ötesine geçip, otorite-itaat ilişkilerinin yok olduğu bir toplumun modeli aynası ve/ veya habercisi olduğu yönünde fikirler çoktur. Böyle bir toplum günümüzde ne ölçüde mümkündür? Mikro düzeyde gerçekleşebilen bir toplum modelini makro ölçeğe taşımak mümkün müdür?

Müzikolojide fenomenoloji, bireylerin müzikle nasıl ilişki kurduklarını ve onu nasıl algıladıklarını, müziğe yükledikleri anlamları, müziğin deneyimlendiği kültürel ve sosyal bağlamları anlamalarına yardımcı olur. İnsan deneyiminin çeşitli ve karmaşık yönlerini araştırmak için bir teknik sunar, böylece politika, toplum ve müzik anlayışımızı geliştirir. Anti-enstrümantalizm bağlamında bireysel üretimlerin ve kolektif yapılanmaların müzikal, sosyolojik ve politik izdüşümlerini ayrıntılandırabilmek için bu alanlardaki özne-nesne ilişkisini analizinin yapılması elzemdir. Bu analizle ancak bireysel üretim ve kolektif yapılanmaların faaliyet alanına nüfuz edilebilir. Bu bağlamda, müzikal, sosyal ve politik kimlik inşasında fenomenolojik ilişkiler ağının oluşturduğu faaliyet ve anlam alanındaki süreçlerin izi sürülmelidir.

 

Şevket Akıncı

Gitarist, besteci, aranjör, prodüktör ve doğaçlamacı Şevket Akıncı 1972’de İzmir’de doğdu. Berklee College of Music’te kompozisyon okudu. Şarkı yazarı olarak 1996’da yayınladığı “Uçurumda Açan” albümünden sonra geleneksel cazdan (Neşet Ruacan Trio) özgür doğaçlamaya ve özgür caza (Islak Köpek, Century, Dead Country, Holy Ghost, Hoca Nasreddin), Fusion’dan (Lifeline, Weed) Türk sanat musikisine (Elektronik Kumpanya) birçok müzik türüne yöneldi; edebiyat, dans, sinema, mimari, tiyatro, plastik sanatlar ve resim dâhil birçok türü müzikle bir arada harmanlayan projelerde (Şirin Soysal albümleri, Mugwump, Sputnik Sweetheart, Mutant, Konjo, Öykü Aras) yer aldı.

Sık sık Avrupa, ABD ve Japonya’da özellikle özgür doğaçlama festivallerine katılan Şevket Akıncı, Ernst Reijseger, Bob Moses, Tatsuda Yoshida, Alfred Harth, Cymin Samawatie, Michael Moore, Axel Dörner, Tim Hodgekinson, Tristan Honsinger, Anthony Coleman, Mark O’Leary, Eugene Chadbourne, Luc Ex, Wolter Wierbos ve Le Quan Ninh gibi türün önde gelen isimleriyle çaldı.

Sayısı kırkı geçen albüm yayınlamış olan Şevket Akıncı 2006 yılından beri Açık Radyo’da özgür caz ve özgür doğaçlama üzerine “Gürültü ve Duman” programını hazırlayıp sunuyor. Yan akım caz türleri üzerine yazdığı “Öteki Caz” adlı kitap Pan yayınları tarafından 2022’de yayınlandı.

Özgür Doğaçlamanın Fenomenolojisi