Peyzaj fragmanları Peyzajı sabit bir arka plan değil, izlerin biriktiği, dağıldığı ve yeniden kurulduğu bir arşiv olarak ele alır. Hafıza ve tanıklık, yalnızca insana ait süreçler olarak değil, maddeye, canlılara ve insan olmayan varlıklara yayılan ilişkisel bir alan olarak düşünülür.
Bu yaklaşım, insanın doğa ve maddeyle kurduğu ilişkiyi yeniden tartışmaya açar. Şiddet ise yalnızca görünür yıkım anlarında değil; ilişkilerin zayıfladığı, bakımın ve ihtimamın geri çekildiği, dolanıklıkların kesintiye uğradığı durumlarda da izi sürülebilen bir süreç olarak ele alınır.
İz sürme, duyumsama ve dikkat kesilme gibi pratikler, bu ilişkileri görünür kılmanın bir yolu olarak öne çıkar. İnsan olmayanla kurulan temas, konuşmadan çok duyumsamaya, bakmaktan çok birlikte var olmaya dayalı bir ilişkisellik üretir.
Bu çerçeve, yıkım ve kayıp anlatılarının yanında, beklenmedik dayanıklılık biçimlerine ve yeni tür akrabalıklara da işaret eder. Böylece birlikte yaşamanın başka ihtimallerine doğru açılan bir düşünme alanı önerir.
Tuba Emiroğlu, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde yüksek lisans ve doktora derecelerini almıştır. Doktora çalışmasını İmroz (Gökçeada) Adası bağlamında; politik şiddetin tanıklığı, yıkıntılaşan peyzaj ve hauntology (musallat bilimi) tartışmaları çerçevesinde yürüten Emiroğlu, beden, hareket, duyumsama ve peyzaj üzerine yoğunlaşan bir araştırmacıdır. Çalışmalarında beden, peyzaj ve insan-olmayanlar arasındaki ilişkileri duyusal etnografi ve yer-temelli araştırma pratikleri üzerinden ele almaktadır. Gökçeada’daki saha çalışmasından beslenerek imajlar, sesler, kokular ve bedenle düşünmenin imkanlarının peşinde olan Tuba, bu araştırmalarını performanslar, disiplinlerarası üretimler aracılığıyla derinleştirmeye devam etmektedir.

Salı-Cumartesi:
11.00—19.00
Pazar: Kapalı
Pazartesi: Kapalı