Spinoza’nın Ethica’sının 20. yüzyıl tartışmalarında beklenmedik ve tetikleyici bir etkisi olmuştur. Spinoza’nın ontolojisi ve etik anlayışı, özellikle bireyler arası ilişkiler ve kolektif varoluş gibi temalarda, çağdaş felsefe problemleri için önemli bir referans olurken çağdaş sanat kuramı açısından da sözgelişi Nicolas Bourriaud’nun “ilişkisel estetik” kavramı, sanatın izleyiciyle kurduğu ilişkiyi ve topluluk yaratma potansiyelini Spinoza’nın çokluk (multitudo) ve afekt kuramıyla dolaylı olarak ilişkilendirir.
Spinoza’nın “varolmak, etkilenmek ve etkilemek” olarak tanımlanabilecek ontolojisi, Bourriaud’nun sanatın toplumsal etkileşim alanı yaratma işlevine dair fikirleriyle yankılanabilir. Nicolas Bourriaud, İlişkisel Estetik adlı eserinde doğrudan Spinozacı olmayan bir bağlamda, Latince occurus‘un çevirisi olan “karşılaşma” terimini kullanır. Bu terim, Spinoza tarafından Ethica’da yalnızca bir kez kullanılmıştı ancak Deleuze’e göre, tüm pratik alanı büyük ölçüde renklendiriyordu.
Bu büyülü terim etrafında hem varlığımıza hem de pratik yaşamımıza dair, insan ve insan olmayan bedenler arasındaki farkın ortadan kalktığı ve farklı bir yaşam düzeni olanağını düşünülür kılan sanat yapıtları üzerinden kolektif varoluşumuz üzerine beraberce düşünmeyi öneriyorum.
Prof. Dr. Özge Ejder JOHNSON
Özge Ejder, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesidir. Felsefe ve Siyaset Bilimi alanlarında lisans çalışmasını ODTÜ’de, Lisansüstü çalışmalarını ise Bilkent Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Sanat ve mimarlık kuramı, estetik ve kıta felsefesi alanlarında yürüttüğü öğretim ve araştırma çalışmalarında Husserl ve sonrası fenomenolojiye özellikle vurgu yapmaktadır. Çalışmalarının odağında ölüm, can sıkıntısı ve temsil kavramlarının yanı sıra antroposen ve kriz yer almaktadır.

Salı-Cumartesi:
11.00—19.00
Pazar: Kapalı
Pazartesi: Kapalı